DÜŞÜNCELER?
4. “Yorgunluk ve Tükenmişlik”
Bizim neslin en büyük sıkıntısı; geçmişteki kuşaklara göre daha fazla imkana sahip olup hiçbirine doğru düzgün erişememesi. Her şeyi görüp duyup elden bir şey gelmemesi ruhumuzu yoruyor. kabul etmek gerek ruhu yorgun bir nesiliz.
Atalarımız hayatlarını kolaylaştıracak araçların hayallerini kurarken biz onlara sahibiz ama hayat kolaylaşmaktan çok daha da zorlaşmış gibi. Güya bütün bu araçların hayatı kolaylaştırması, kendimize veya sevdiklerimize zaman ayırabilmemizi sağlayacaktı.
Oysa her yüz kişinin doksanının ağzından çıkan cümle aynı “HİÇ VAKTİM YOK” Uyarıcı etkenler fazlalaştı. Üretim azaldı, tüketim çoğaldı, buda gittikçe insanlar arası ilişkileri yüzeysel bir hale soktu. dikkatimiz sürekli olarak parçalanır hale geldi. Gün içinde onlarca kez bölünen düşüncelerimiz, sürekli değişen gündemler ve hiç durmayan bildirimler arasında zihnimiz dinlenmeyi unutuyor. Kaçınız gün içerisinde gökyüzüne bakarak derin düşüncelere daldınız. Bulutların hareketini izlemek, rüzgarın teninizi okşarcasına üzerinizden süzülmesini hissetmek, yaprakların hışırtısı, kuş sesleri...
Sessizlik, bizim için neredeyse lüks hâline geldi. Bu yetmezmiş gibi birde toplumun biçtiği yeterli olma baskısı var.
Sürekli olarak;
Daha başarılı olmalıyız.
Daha üretken olmalıyız.
Daha güçlü görünmeliyiz.
Daha mutlu görünmeliyiz.
Daha fazla deneyim yaşamalıyız.
"Daha" kelimesiyle ulaşılan her hedef, kısa süre sonra yeni bir başlangıç çizgisine dönüşüyor. Tatmin duygusu yerini yeni beklentilere bırakıyor. At yarışlarını bilirsiniz. Sürekli olarak birinci olabilmeleri için jokeyler atları sürekli olarak kırbaçlar. Orada yarışan atlardan farkımız ne? bu koşunun sonunda vardığımız nokta yerine sürekli olarak geride kalıp kalmadığımıza odaklanıyoruz ve döngü hiç durmadan devam ediyor. Özellikle sosyal medya platformları bunu daha görünür bir hale sokuyor. Buda bizlerde eksiklik hissi yaratıyor.
Bu şartlar altında mutlu olabilmek zorlaşıyor. Ama sürekli olarak başka bir problemimizde, mutluluğu yanlış yerlerde arıyor olmamız. Mutluluğu ulaşılması gereken bir hedef olarak görüyoruz. Daha büyük bir ev, yeni bir iş, bol gelirli kazanç daha daha daha daha hep daha fazlası... İstemek hayal etmek suç değil günah değil, ama maddiyatla sonsuz mutluluk alınabilir mi?
Bunların yaşamımızı kolaylaştırdığı ve bizi tatmin ettiği doğru ama huzuru tek başlarına bize garanti edebilirler mi?
Mutluluğa ve huzura erişebilmek Kendisiyle barışık olabilen, başkalarının başarılarını kıskanmadan takdir edebilen, sahip olduklarının değerini görebilen ve eksiklikleriyle yaşamayı öğrenebilen insanın iç dünyasında filizlenir. Ve ancak dünya mütevazı olabilenlerindir.
Bizi yoran sürekli başkasıymış gibi davranmaya çalışmamız, oysa birazcık kendimiz olsak dünya çok farklı bir yer olabilir.

