Alfred Hitchcock’un“Rebecca” (1940) Filmi Üzerine

Alfred Hitchcock’un“Rebecca” (1940) Filmi Üzerine
Alfred Hitchcock’un“Rebecca” (1940) Filmi Üzerine
Alfred Hitchcock’un“Rebecca” (1940) Filmi Üzerine
Alfred Hitchcock’un“Rebecca” (1940) Filmi Üzerine

Film adı: Rebecca

Yönetmen: Alfred Hitchcock

Yapım yılı: 1940

Tür: Dark Romance, Psychological Drama, Thriller

Süre: 2h 10m

IMDb: 8.0

Ödüller: 1941 Winner Oscar Best Picture and Best Cinematography. 10 Wins - 10 Nomination Total

Daphne du Maurier'nin 1938 tarihli romanından uyarlanan Alfred Hitchcock'un 1940 tarihli Rebecca filmi, aşkın giderek psikolojik gerilime dönüştüğü gotik bir dramdır. Ayrıca film Alfred Hitchcock’un ilk Hollywood filmidir.

Konu Özeti:

İsmi hiçbir zaman açıklanmayan genç bir kadın, Monte Carlo'da zengin ve aristokrat Maxim de Winter ile tanışır. Maxim, eşini kaybetmiş dul bir adamdır. İkili kısa süre içerisinde evlenir ve genç kadın Maxim'in Cornwall'daki görkemli malikanesi Manderley'ye gelir. Ancak Manderley malikanesinin her köşesinde Maxim'in ilk eşi Rebecca'nın izleri vardır.

İnceleme:

Hitchcock’u yönetmen olarak çoğumuz biliyoruz sanırım. Romandan uyarlanan bu filmde Hitchcock, diğer yapımlarından aşina olduğumuz kimlik, suçluluk, takıntı, kıskançlık ve cinsellik gibi Masum görünen duygu ve alışkanlıkların giderek tehlikeli bir hale bürünmesini başarılı bir biçimde aktarmıştır. 

Ancak film yalnızca Hitchcock‘un uyarlaması değildir. Yapımcı David O. Selznick, filmin son kurgu su üzerinde söz sahibiydi. Bu nedenle filmin yapım sürecinde Hitchcock ile Selznick ciddi bir yaratıcı gerilim ve tartışma yaşamıştırlar. Öyle ya da böyle işin sonunda Hitchcock'un görsel anlatım anlayışı ile Selznick'in edebî ve gösterişli Hollywood yaklaşımı aynı filmde buluşmuştur.

Ayrıca Rebecca siyah-beyaz sinematografiyi en iyi kullanan yapımlardan biridir. Bu dediğime katılarak Criterion Collection da filmin siyah-beyaz görüntülerini ve gotik atmosferini vurgulamıştır. Georges Barnes'ın görüntü yönetimi ile birlikte Akademi Ödülü kazanması bunun kanıtıdır.

Aslında filmin ana karaklteri rebecca’dır. Ancak onu hiç görmeyiz. Özellikle Joan Fontaine’in performansı filmi izlemeye değerdir. Çünkü Rebecca’nın varlığını hissettiren Joan Fontaine’nin oyunculuğudur. Fontaine’nin karakteri bir kimlik bunalımı yaşar. Hitchcock’un kamera hassasiyeti bunu destekler niteliktedir.

Laurence Olivier'nin Maxim'i ise romantik ve aristokrat bir erkek gibi görünür. Maxim'in Rebecca hakkında konuşmak istememesi, geçmişinden kaçması ve Manderley'deki bazı odalardan uzak durması, izleyicinin şüphelerini artırır. Hitchcock efsanesi roman uyarlaması Rebecca, gerilim yaratmak için canavar, cinayet veya sürekli hareket kullanmak zorunda olmayan bir filmdir. Film bize Rebecca'yı hiç göstermez. Ama 2 saatin sonunda, sanki onu yıllardır tanıyormuşuz gibi hissederiz.

Haftanın Film Önerileri:

The Night House (2020): Bir kadının eşinin ölümünden sonra geride bıraktığı sırlarla yüzleşmesini anlatan psikolojik korku türünde bir yapım.

The Wonder (2022): Florence Pugh'un başrolünde olduğu film, inanç, sır, kadınlık ve psikolojik baskı üzerinden ilerleyen atmosferik bir dönem gerilimi.