Rus Çarlığı – İmparatorluktan Devrime
6. Serflik Sistemi ve Rus Toplumunun Kırılgan Temeli
Rus Çarlığı’nın büyüklüğü ve askeri gücü ne kadar etkileyiciyse, toplumsal yapısı bi o kadar dengesizdi. Bu dengesizliğin sebebinin merkezinde ise serflik sistemi yer alıyordu. Serflik eşittir kölelikti, ama basit bir kölelik sistemi değildi özgür kölelik desen oda değildi. Serfler, toprağa bağlı köylülerdi. Toprağı işleyebilirlerdi, ancak toprak sahibi değillerdi. Çalıştıkları arazinin sahibi olan soylulara bağlıydılar ve onların izni olmadan yer değiştiremez, evlenemez, hatta bazı durumlarda kendi kaderlerini belirleyemez durumdalardı.
17.yüzyıldan itibaren serflik Rusya’da giderek sertleşti. Devlet, vergi ve asker ihtiyacını karşılamak için köylüleri toprak sahiplerine daha sıkı bağladı. Bu durum, soyluların gücünü artırırken köylülerin hareket alanını daralttı. 18.yüzyıla gelindiğinde Rusya nüfusunun büyük çoğunluğu serf statüsündeydi. İmparatorluk büyüyor, sınırlar genişliyor fakat bu genişlemenin yükü, köylülerin omuzlarına yüklenmekteydi.
Büyük Petro ve II. Katerina dönemlerinde Rusya askeri ve kültürel alanda modernleşirken, kırsal kesimlerde serflik sistemi devam ediyordu. Avrupa’da sanayi ve bireysel özgürlük fikirlerinin geliştiği dönemlerde, Rus köylüsü hâlâ feodal bağlarla yaşıyordu. Haliyle bu durumda toplumda derin bir ayrışmaya yol açtı. Bir yanda Batı tarzı düşünen aristokrasi Diğer yanda yoksul ve bağlı köylü kitlesi.
İsyanlar Ve Halk’ın tepkileri
Bu ayrım zaman zaman patlamalara yol açtı. 1773–1775 yılları arasında gerçekleşen Pugaçev İsyanı duruma en güzel örnektir. Köylüler ve Kazaklar, ağır koşullara karşı ayaklandı. İsyan bastırıldı, ancak devletin alt katmanlarında biriken huzursuzluk açıkça ortaya çıkmış oldu. 19.yüzyılda sanayileşme başladığında bile, serfliğin yarattığı sosyal eşitsizlik Rusya’nın temel sorunu olmaya devam etti. Nihayet 1861’de Çar II. Aleksandr serfliği resmen kaldırdı. Ancak bu reform, köylüleri bir anda özgür ve zengin hâle getirmedi. Toprak borçları, ağır vergiler ve ekonomik sıkıntılar katlanarak artıyordu. Bu yapısal eşitsizlik, 20. yüzyılın başında sanayileşme, savaş ve ekonomik krizle birleştiğinde, Çarlık rejiminin temelleri ciddi biçimde sarsılacaktı.

