Modern Matbaa'nın Babası
2. Gutenberg ve Matbaanın Doğuşu
Johannes Gutenberg, insanlık tarihinin en büyük devrimlerinden birine imza atan adam olarak kabul edilir. Onun geliştirdiği matbaa sistemi, yalnızca bir teknolojik yenilik değil, düşüncelerin, bilginin ve kültürün yayılma biçimini kökten değiştiren bir dönüm noktasıdır. Gutenberg’in yaşadığı 15. yüzyıl Avrupa’sı, toplumsal ve ekonomik değişimlerin hızlandığı bir dönemdi. Ancak bilgi hâlâ sınırlı çevrelerin elindeydi. Kitaplar, manastırlarda çalışan katipler tarafından tek tek elle çoğaltılıyor ve bu süreç aylar, hatta yıllar alıyordu. Bu nedenle kitaplar çok pahalıydı ve okuryazar nüfus oldukça azdı. Haliyle kitaplara sadece soylu yani zengin diyebileceğimiz azınlık sahip olabiliyordu.
Gutenberg, işte bu dönemde devrim niteliğinde bir fikir ortaya koydu. Hızlı, ucuz ve çoğaltılabilir bilgi. Önceki uygarlıklarda baskıya dair örnekler bulunsa da o yüzyıllarda Avrupa’da henüz böyle bir teknoloji yoktu. Gutenberg’in yaptığı asıl yenilik, yalnızca bir makine tasarlamak değil, hareketli metal harf sistemini mükemmelleştirerek tamamen yeni bir üretim modeli yaratmaktı.
Aslında matbaa tekniği, yeni bir icat değil, sadece Avrupa'da bulunmayan bir teknolojiydi. Ancak o dönemde farklı ve oldukça hantal bir baskı yöntemi kullanılıyordu. Matbaanın tarihi, ilk olarak Çin'de kullanılmaya başlamasıyla başlar. İlk baskı tekniği, ahşap kalıplara harflerin kazınması şeklinde geliştirilmiştir. Kesin olmamakla birlikte, bu tekniğin M.S. 1. veya 2. yüzyılda kullanılmaya başlandığı düşünülmektedir. Ayrı harflerle baskı tekniği ise M.S. 11. yüzyılda yine Çin'de ortaya çıkmıştır. Bu tekniği bulan kişi, Bi Sheng adındaki bir Çinli mucittir. Matbaa, zamanla Çin'den Japonya ve Kore gibi birçok ülkeye yayılmıştır.
Ancak Gutenberg’ün geliştirdiği pres sistemi işi hızlandırmakla birlikte farklı bir boyuta taşımıştır. Gutenberg’ün geliştirdiği pres sistemi Aslında şarap sıkma preslerinden ilham alıyordu. Ancak gerçek fark, harflerin metal alaşımlarla dökülmesi, standartlaştırılması ve tekrar tekrar kullanılabilmesiydi. Bu, üretim hızını yüzlerce kat artırdı. Gutenberg’in matbaası yalnızca teknik bir yenilik değil, insan düşüncesinin kitlesel bir araca dönüşmesinin en net göstergesiydi.
Bu devrimsel yöntem, tarihte ilk kez bilginin ayrıcalıklı bir sınıfa ait olmaktan çıkıp herkes tarafından ulaşılabilir olmasının yolunu açtı. Rönesans ve Reform hareketlerinin temelinde işte bu dönüşümün izlerine rastlamak mümkündür.

