Güreşte Bir Devrimci Kadın
4. Efsanevi Anlar ve Maç İncelemeleri
Chyna’yı sadece bir güreşçi olarak değil, profesyonel güreş tarihinin yönünü değiştiren bir figür olarak hatırlamamızın en büyük sebebi, ring içinde yarattığı unutulmaz anlardır. O, kadın güreşinin sınırlarını zorlamakla kalmadı; o sınırları tamamen ortadan kaldırdı. Bu bölümde Chyna’nın kariyerindeki dönüm noktalarına, tarihe geçen anlarına ve güreş dünyasına bıraktığı izlere yakından bakıyoruz.
Royal Rumble’a Katılan İlk Kadın
1999 yılı… Royal Rumble gecesi…
Güreş dünyasında daha önce kimsenin görmediği bir olay yaşandı. Chyna, Royal Rumble maçına katılan ilk kadın güreşçi oldu. O güne kadar Royal Rumble, tamamen erkeklere ait bir arena olarak görülüyordu. Dev isimlerin, ağır siklet yıldızların çarpıştığı bu maçta bir kadının yer alması neredeyse hayal bile edilemiyordu.
Ama Chyna bunu sonsuza kadar değiştirdi. Ringde yalnızca “sembolik” olarak bulunmadı. Gerçek bir rakip gibi mücadele etti, güçlü erkek güreşçilere kafa tuttu ve “Ben de buraya aitim” mesajını tüm dünyaya verdi. Bu an, sadece Chyna’nın kariyeri için değil, kadın güreşi tarihi için de bir dönüm noktasıydı. Kadınların yalnızca kadınlar kategorisinde değil, güreşin her alanında var olabileceğinin kanıtıydı.
Intercontinental Championship Zaferi – Bir İlk
Chyna’nın kariyerindeki en büyük başarılarından biri, kuşkusuz Intercontinental Championship kemerini kazanmasıdır. Bu kemer, WWE’nin en prestijli şampiyonluklarından biridir ve o güne kadar hiçbir kadın güreşçi bu unvanı elde edememişti. 1999 yılında Chyna, Jeff Jarrett’ı yenerek Intercontinental Şampiyonu oldu ve tarihe geçti. Bu zafere sıradan bir hikâye galibiyeti denemez. Chyna gerçek anlamda erkek rakiplerle mücadele etti. Şampiyonluk maçları çıkardı. Kemeri bir “kadın şampiyon” olarak değil, bir güreş şampiyonu olarak taşıdı. Bu başarı, profesyonel güreşte kadınların yalnızca özel kategorilerle sınırlı kalmak zorunda olmadığını tüm sektöre gösterdi.
Chyna’nın en ayırt edici özelliği, erkek güreşçilerle eşit şartlarda ringe çıkmasıydı. O dönem kadın güreşçilerin çoğu kısa süreli maçlarda yer alıyor, daha çok yan karakter olarak kullanılıyor, ciddiye alınmayan roller üstleniyordu. Chyna ise bambaşka bir yoldan yürüdü. Chris Jericho, Jeff Jarrett, Triple H, Kurt Angle gibi dönemin en büyük yıldızlarıyla aynı ringi paylaştı. Özellikle Chris Jericho ile yaşadığı rekabet, hem maç kalitesi hem de hikâye anlatımı açısından dönemin en ilgi çekici çekişmelerinden biriydi. Chyna bu maçlarla gücün cinsiyete bakmadığını kanıtladı.

